20090825

Sevdiği'n'e...

Ona iyi bak,çok kıymetli...

20090822

Keder

O gitti dedim gönlüme.Bir aksisedalık hatırımın bile olmaması daha da buğulu yapmıştı sesimi.Ne zaman gelmişti ki dedi yüreğim.Ne zaman sarıldın,hangi ara öptün ki?
Ne de güzel dünya.Çölsün işte oğlum, boşa yağmur arama. Yağmur dediğin şey Gök’ün koynunda yatar,belki denize belki dağa dökülür.Geleceği en son yer bura.
İyi de sevmeyelim mi be usta!Hangi bulut denedi de boyu selvi,gövdesi çam,saçları iğde bir fidan yeşermedi burada
şeklinde hem varoş, hem varoşda sarhoş naralar mı atalım?
Kendine küsmüş, kendinden evvel 7 cihan kendisine küsmüş;hem beklemiş,beklerken aramış,ararken özlemiş,özlerken ölmüş bir dirinin gitme deyişidir bu,
herkes bana küssün tamam ama sen küsme diye sunulan bir avuç su.
Sevdiğim,günler geçiyor.Ayrıntısını bilmek istersen, sensiz. “Gelmiyor”un Halepçesi oluyor, gece dua niyetine anlatılanlar. Sensizliğin ketenperesinde kavuşulan sabahlar,adının hecelerinde gizli hep, bu dünyada bir nefes daha kalışlar.
Ama olmuyor işte.Ne zaman olumlu başlasam cümleye bir “ama” gelip cümlenin yarısını götürüyor.Hayatım bile kurduğum cümlelere benziyor.Devrik,kurallı,olumsuz.Ve illaki bir “ama” gelip,seni alıp,uzaklara gidiyor. Ben herkesten öksüz,ben herkesten yetim,ben herkesten sensiz ve İsrafil kadar sessiz…
Sense sanki yokmuşum gibi habersiz.
Dilsizliğin Pandora, gözlerin Meryem.Ben sendeki hangi kadına aşığım bir bilsem.Artık bilmediklerim, bildiklerim kadar acıtmıyor canımı.Hayat panayır yeri,ben düşmekten korkan cambaz.Ölerek güldürebilir miyim, allı-ballı yiyerek beni izleyen çocukları.Tek bildiğim, yaşıyorum diyerek kandırabiliyorum insanları. Şarabım,kevserim,rahmetim,dermanım,didarım.Sen ki şahanem,hep senin yüzünden hayat şiirinin orta yerinde bir çocuk gibi kekelemem.
Gülü,güneşi,semayı sana sıfat yapıp tam da şu an Sevgilim diye seslenmek ne de yakışır sayfanın orta yerine.Sevdiğim desem,o da umut kokuyor.
En iyisi sahibim diyeyim ben sana,bil ki bu kulunun nefesi tükeniyor.Bir gün biter elbet ve eğer sen de başka bir gün kim beni ne kadar sevdi diye soracak olursan;
Ben sana allahım diye seslensem,sesimi duyan herkes dininden olur.
İşte ben seni bu kadar sevdim.
Ne yazıktır benim gibi olana,
galiba yine yetiremedim.

20090821

56.Gün

Aylar yıllara kavuşur .Uykusuz,sevgilisiz…Ordan burdan haber getirirler.Üstündeki çulu çıkartır, haberciye verir üstat.Derler ki;Mevlana bu haberlerin hepsi yalan.Olsun der:
YALANINA ÇULUMU VERDİM, SAHİSİNİ SÖYLEYENE CANIMI VERİCEM.

Bu hikayeyle bir benzerliği var mıydı bilmiyorum.Bir şafak vaktiydi,tek bir kelime bana bu hikayeyi anımsatmaya yetti.

Şahanem;
Ben dilimin zevkinde değildim,ben gözümün keyfinde değildim.Yine de bencilceydi evet, ama seni gülümsetmek beni mutlu etmeye yetiyordu.Bencillik bile kendi adını unutuyordu. Sonra ansızın ve suçumu bile bilmeden….
Varlığıyla beni mutlu kılan kadın, yokluğumla mutlu oluyorsa ne diyebilirim?Ben şahaneme sitem edebilir miyim?

Benzersizim;
bensizlik mutlu ediyorsa eğer seni.Varlığım değil, yokluğum huzurlu kılıyorsa eğer,bu şekilde işe yarıyorsam tamam.İstediğin gibi olsun.
Boşver beni,hiçbir şeye canını sıkma.Kahvaltısız evden çıkma n’olur ve yalvarırım fazla uykusuz kalma.Bana verebileceğin en güzel hediyenin “kendini hep mutlu kılmak” olduğunu; unutma!Gülüm;
Sen hep gül,dünya incir koksun.Sen hep gül,her gecem yalnızlık olsun.Sen hep gül “ama neden” diye bir hançer her gün yüreğimi oysun.Sen hep gül, varsın benim adım “boşverdiklerinin” listesinde olsun.Sen hep gül şahanem, benim yaşamak için bir sebebim olsun.Medet dilemek adı konmamış bir yasak olmuşsa. Benim yangınım gecelerini aydınlatıyorsa;
harım,
narım,
varım-yoğum…
Hepsi senin olsun.

20090820

Masal

Masal kitapları muammadır aslında.Olmayan şeyleri mi yazar,yoksa artık kalmayan şeyleri mi? Ve sadece hatırlatıyor olmasıdır hüzünlü olan.Sen uykudan uyanmak için prens yolu gözlemiyorsun zaten , ben Cyrano de Bergerac kadar talihsizim.Gökten elmaların düşmeyeceği belliydi bu masalın sonunda.Varlığıyla ademi cennetten kovduran elma, yokluğuyla cehenneme buyur ediyor beni.Ben elmayı sevdim diye elmanın da beni sevmesi gerekmiyormuş zaten.Bir elma nelere kadir görüyorsun.Ne çok şey birbirine bağlı ve birbirinden habersiz.Ben sana deliler gibi bağlıyım,sen benden habersiz.Bunca muamma bunca çelişki ne için dersen,bilmiyorum.Özledim seni,özlemeye hakkım varmış gibi. Yazmanın da tadı kalmadı artık,umursanmadıktan sonra…
Alışırım,için rahat olsun.

20090818

Zeh-ra

Kalk Mehmet,kalk da bir daha fethet.Orospu oldu senin şehrin ve namusunu temizlemek bana kalmamalı.Hicri binüçyüzaltmışyediydi yıl,mevsim yaz,vakit akşam üstüydü.Ben marmaranın ortasından geçiyordum,bir kıtadan bir kıtaya bir asırlık hüzünle geçiyordum,boğaz hançer olmuş boğazımı deşiyordu.Dudaklarımda kısa Maltepe. Maltepe bile kaybetmek gibi tütüyordu.Bu şehrin bir göz odasında benim sevdiğim namussuzca terliyordu.Ben daha kendi namusumu temizleyemiyordum.Kalk Mehmet,kalk da ikimizin yerine fethet.


Sevdiğinin saçı sarı diye güneşe benzetenler var ya,nasıl kıskanıyorum bir bilsen.İbrahimi yakan ateşin sarısını almış senin saçların.Ve her masalda ateşler suya dönüşmüyor maalesef. Ama bir gerçek var ki, hala kimse senin gibi öpmüyor. Bıktım süslü sözlerden,kendimden, senden…Öğrensem her dili tek tek,edilebilecek tüm duaları etsem.Kabeyi tavaf etsem yüzbin defa,gitsem vaftiz olsam Ayasofya’da,ister Süryani,ister Mecusi…Hiçbir tanrı seni bana vermiyor.Oysa gözlerinin tövbesi yok.Gözlerine bakmak bile şirk kokuyor.Geçer dediler sevgilim.Her gören,her bilen,her duyan geçer dedi.Dörtbinüçyüzseksenüçgün oldu sevgilim. Niye geçmiyor?

Neler dedim sana bir bilsen, ağız dolusu sövdüm.Gece beş para etmeyen ciğerin,şafakta paha biçilmez zümrüt oldu.Kız kulesi gibi sevdam.Ben Bizans gibi yıkılırım,o dimdik ayakta.Ben senden nefret bile edemedim.Belki bu yüzdendir,bir ömür lanetlenişim.Yıllar geçti,her sabah aklıma gelen ilk şey yine,gözlerin.Ki senin gözlerin Prusya bakar.Sen doğduğundan beri tüm bülbüller bu dünyaya lacivert bakar.Ben seni gördüğümden beri,kimse kimseyi yeterince sevemez mesela,içimi semerkantın gözyaşı yıkar.Yine de yetmedi, yetiremedim.Ben hep kendimden nefret ettim sevgilim;seni hala,sevebildiğim için.Sensiz uyuyorum,sensiz uyanıyorum.Yarın mezartaşıma bakacak biri, iki sayıyı çıkartacak birbirinden,seksen yıl yaşadı diyecek.Ben hiç yaşamadım,o hiç bilmeyecek.

Yaratılıştan yok oluşa,hiçbir manası olmadı hayatımın.Arada seni sevdim,hepsi bu.Gül yüzlü,bir ısırgandın sen.Yüreğim yandı ses edemedim.Ne olacaksa olsun parantezinde, sevdası yüzülmüş bir hayat.İkimiz de aynı Tanrıya dua ettik.Sana Muhammed’e bakar gibi baktı,oysa ben hep fakir bir firavun gibi kalakaldım.Yine de her gün,dört kadehin üçü sana, birini kendim için içiyorum.Boşa harcanmış,acınası bir hayata…

20090814

Kayıp

İş olsun diye bir çocuk sapanıyla vurulmuş,düştüğü yerde bir kedi tarafından bulunmuş ve kedinin acemiliği yüzünden gerektiğinden fazla acı çekerek gözlerden kaybolmuş bir yusufcuk…Hep de kuşlar ölmesin diyememiş tanrı,çocukların da, oynayacakları lego’lar yokmuş. Büyüdükçe öldürmeye mi yoksa oynamaya mı daha çok bağlanıyoruz bilmiyorum.Tek bildiğim senin her ikisine de bağımlı olduğun.Ama n’olur,en azından öldürdüklerinle oynama.Söylenecek ne kadar çok şey var ve alınacak hiçbir yanıt yok.”Öylesine” parantezine alınmış “anladım”lar.Aslında hiç anlamadım.Anlamak istemedim.Ama şimdi tüm bunların, benim ve de hatta senin,özne olarak bulunduğumuz cümlelerin kısacası hiçbir şeyin anlamı kalmadı. Bit pazarına düşmek üzereyken ortadan kaybolan fotoğraflar gibiyiz. Kaybolduk bitti.

20090810

Bir yaz gecesi rüyası



Özgen'e;

En büyük korkusu büyümekti kızın ve muhtemelen bilmiyordu; yılların onu kutsamayı ne çok sevdiğini.Hüzün toplamayı sevmiyordu belki ama hüzünler onda toplanmaya bayılıyordu. Yine de şikayeti yoktu.Dünyanın tüm acılarını çekmeyi göze alabilirdi.Ne de olsa hiç kimse ve de hiçbir şey, kendisi kadar acıtamazdı canını.Matem tutan bir karnavaldı çoğu zaman. Kusurları da vardı elbet.Yüreksel engelli doğmuştu mesela,bir türlü nefret edemiyor,intikam kelimesini anlamıyordu.Ama bunlara da aldırmıyordu.Tanrıyı emzirmeyi kabul edecek kadar çok; “anlıyordu”.Bir yaz günü “bir yaz gecesi rüyası” gibi doğdu.Ve iyi ki doğdu.Şimdi sorsak Ankara’ya,eminim o bile mutlu.

Kimsesiz bir çocuk için oksijensen eğer,
Kucağında ağladığın kadının ‘iyi ki…’ diyerek çıkardığı nefessen,
Özlemeyi bilmeyen biri, yüzünü özlemenin şaşkınlığını yaşıyorsa,
ve Atlas;bu dünyayı sırf sen içinde varsın diye sırtında taşıyorsa,
hüzünler bekleyebilir.
yani;
11 ağustos günü,
sadece sevinmek içindir.

Nice yıllara küçüğüm…

20090806

Sana;

Kibritim bitti,zincirleme içiyorum sigaraları.Ölü kadar diri,hiçkimse kadar herkes,az kadar çok,var kadar yok... yaşıyorum.Sana iyi geceler dileyememenin huzursuzluğu içimde. Özlemeyeceğini bile bile,gidiyorum.Ben hep seni seveceğim.Bin kere söyledim bu cümleyi ama hiçbirinde bunun için kendimden nefret etmemiştim.Sen inanmıyorsun zaten,bilenler unutur,yazılanlar kaybolur.Ben seni sevdim dünya değişmedi,ben seni sevdim;ben değişmedim,ben seni sevdim;tanrı bile değişmedi. Her hikaye gibi başladığı yere döndü yeniden.O halde niye oldu dersen bilmiyorum.Belki yaradanın anlatım bozukluğuyum ama artık düşünmüyorum. Elif,dal mim nasıl oluyorsa sin,kaf...Elbet bir gün gerçekten ölür kurtuluruz senden.Yine de iyi bak kendine gerekirse senin yerine de ölürüm ben.Ve lütfen;
Gelme,görme,bilme: aşk beni n'eyledi.

20090805

Tek

Bugün kandil-miş.Berat beni aydınlatmaz-mış.Ben senden geçeli çok olmuş-muş.Kafam güzel-miş.Bir var-mış,sıfır ol-muş.Hisseli hayalkırıklıkları perdelerini hiç kapatmaz-mış. Bizim kapımız umut kapısı değil-miş.Git başka kullarını düz desem,ayıp olur-muş.Yine de çoktan demişim.Belki beni duyyor musun diye kontrol etmek istemişim.Kim bilir-miş.Umrumuzda değil-mişim.Ben kul kadar tanrı,sen tanrı kadar kul-muşsun.Ama bunu çoktan unut-muşsun. Böyle tanrılığı babam da yapar demiş hz.küstah aleyhisselam.Gökten üç-iki-ya da bir hiçbir doğal sayı düşmemiş.Amin-miş.

20090804

Acemaşiran

"bir haber ver ey sâbâ, n'oldu gülistânım benim?"

Rüyamda kendimi gördüm dün gece.Bana,bazen seni özlediğimi söyledi.Bunu zaten biliyorum dedim.Hayır,onu tanımadan evvel de özlüyordun dedi.Acıydı ve de gerçekti.Ben, sen varsın diye yaratılmıştım.
Hiç aşık olmayanlara dert anlatmaya çalışıyorum.Çok zor.Hiç aşık oldun mu diyorum.Hem de nasıl sevdim diyor.Susuyorum, ama Sevmek aşkın içinde yer almıyor diyemiyorum.Aşk demek sevmek demekse, ben niye seni yemek istiyorum.


Sana aşığım.
Ve de
hala
ve de
sana rağmen,
ve de
bana rağmen.
Ne yapayım sevdiğim
Allah sözünün
önüne geçemem.
Anla artık,
Alnın
yazısı
kulun
duasıyla ;
silinmiyor.