20090329

Söyleyemem

Bir düş kurdum.Sen varsın mesela,ben varım,küçük taş evimiz ve zeytinyağlı dolma.İğde kokan bahçemize domates ekerek geçen günlerimiz.Tanrıdan sadece bunu istemenin bedeli bu kadar ağır mı olacaktı sevgilim? 
Bu gerçeği kabullenmemi istiyor insanlar.Sen başka yerde,ben başka yerde.Dudaklarımız birbirine değmeden ve seni bir ömür göremeden yaşamak gerçeğini kabullenmek...Sanki cüzdanımı düşürmüşüm gibi aldırış etmeden,güle oynaya yaşamam gerektiğini söylüyorlar.Sokaklardan geçiyorum,senin birilerine çay yaptığın saatlerde.Yanan her ışık cehennemime bir odun daha sanki.Herkes sevdiğini almış,herkes mutlu,bir ben lanetli.Gibi.Kahretsin ne kadar da gencim,kahretsin tanrı öldürmez ki beni bu yaşta.Koca bir ömürü sensiz geçirmeye nasıl katlanır ki insan.Yine de seni düşünmekten alamıyorum kendimi.

Kimsenin aramayı akıl etmediği bir göl dibindeki sedef inci gibisin.Belki ben buldum seni.Senin bulunduğundan haberin yok, benim ne bulduğumdan... Alıp saklamak istiyorum seni,hüzünler değmesin sana,eller değmesin,başka gözler değmesin...
Lunaparklar,elma şekerleri,kır düğünleri,renk renk kelimeleri,hatta dünyanın tüm şiirlerine kalbinde yer var ama tüm bunlar hüzünlü şarkılarla dans etmek zorunda.Bıraksalar seni sana,dünya yeniden küçücük bir çocuk olsa.
Çizsen alınyazını, hem de tam orta yerinden, çakışsa yollarımız kaderimizin kesildiği çizgiden. Mevsim bahar,vakit gece,hep aynı yıldızda buluşsa gözlerimiz.
Yine de en iyisi susmak olsa gerek.Ama bil ki sen gittiğinden beri,kimsenin gözlerinin içini görmedi gözlerim.

20090325

Japon Balığı

Mezarlıkta yumurtasından çıkan bir yusufcuk böceği gibi alışkınım, çürüyen et kokusuna. Muhtemelen bu yüzdendir, çok geç farkettim ölmek üzere olduğumu.Belki gelincik çiçeği gibi sen gözlerimin önünde olmasan, farketmeden ölüp giderdim.Yine de bu gerçeği bilmek değiştirmiyor hiçbirşeyi. Ölüyorum gelinciğim,sen koşup gelmezsin biliyorum.Sen hep gelincik kal, ben yavaş yavaş ölüyorum.

Kıyametten sonra dünyaya gelen bir insan gibi,herşeye geç kaldım.Sevemediğim kadınlarla dolu dünya,sevişemediğim kadınlarla dolu,koşamadığım kırlar oracıkta duruyor.Gidemiyorum. Ayaklarım kopuyor.İçimde hisseli harikalar kumpanyası,açamadan kapatmış perdelerini.Bir şiir yazdım kulaklarına fısıldamak için,sen yanımda değilsin.Büyükadadaki otelin,en yalnız odasında ben;aynı saatlerde, teninde dudaklar dolaşan sen...Kavuşamadığımız türlü türlü hayat biçimleri yaşıyoruz,hep ayrı ayrı.Aramızda ölçülebilir bir mesafe olduğu iddiasında konunun uzman olmayanları.

Gülüyorum.Susuyorum.Dilimde kelimeler Hızır'ın boynunu deşiyorum.Yetmiyor. Yusufcuk böceğinin ölmek üzere olduğu mezarlıktan bir evliya kanat çırpmış cennete uçuyor, fransız filmleri oynuyor battı-batacak sinemasında,okunamamış tüm kitaplar intihar ediyor rafımın dördüncü katından.Dakika-saat mi dersin yoksa gün-hafta mı belki ay-mevsim gibi bişeydir zaman dediğin. Her neyse işte, bir şekilde geçiyor.Sen gelmiyorsun,gelemesen de kabul, gelmek istemiyorsun.Aklında kestane çiçeğinin iç bayıltan kokusu...
Ve ben;
Perili köşkün süs havuzunda unutulmuş bir japon balığı gibi hep bi başına,sesini duyaramadan, ağladığını gösteremeden,dur beni de al diyemeden.Güneşi bile göremem,yavaş yavaş çürüyen nilüfer çiçekleri yüzünden...

Tanrı kıyameti bekleye dursun,ben çoktan kurdum mahşeri.Cehennemimde yanıyor tanrı,günahın bitmez ki senin;bir zamanlar sevdiğim serseri.Sana gelirsek...Cennetime koydum seni.Kalbim köşkün,bahçesinde gelincik çiçekleri...
.
.
.
Şimdi ben gecenin bu vaktinde,selvi sokak no 51 de sana şiir tadında,serbest vezinli, düz yazılar yazarken:saçını çözüyor, celladım olan bir karabasan...Biliyorum ama susuyorum.Seni sevmek hatırına aldığım nefeslerimin senin için hiçbir kıymeti yok.Biliyorum ona da susuyorum.Dilim kopsun,ben herşeye susuyorum.Lanet olsun,git bütün dünyayı al koynuna istersen.Ben yine seni seviyorum.İçim aşkınla yanıyor,susuyorum.Bu yazılarım da yumuşatmaz tanrıyı,acımaz seni bana vermez biliyorum.Temelli susuyorum.

20090320

İhtimal

"Benim seni sevdiğim kadar kimse kimseyi sevmedi"Her aşığın iddiasıdır bu ama benim değil.Benimki farklı:"Benim seni sevdiğim gibi kimse kimseyi sevmedi"İnan ben bile görmemiştim,aşkın sen halini...

Tanrının bu yanını seviyorum.Senin benim olman gibi, milyonda bir ihtimal var ya hani.İşte o ihtimalle hayatta tutuyor beni,küstah serseri.Ve ben sadece bu yolda gitmek,diğer tüm ihtimalleri pas geçmek istiyorum.Doğar doğmaz denize koşturan bir kaplumbağa gibi...Bu sabah erken kalkmışsam,yıllar sonra gökyüzüne bakacak umudu bulmuşsam,tuzu azaltmış,şekeri unutmuşsam.Sırf bu ihtimal için.Hani olur ya mayısın son demleri,günlerden salıdır,saat altı-altıbuçuk gibi,korkma sabah değil akşam vaktidir.Gelirsin...elbisen gül,gözlerin papatya,ellerin sümbül olur gelirsin.Bakarsın gözlerime,gözlerim kör olur.Adımı söylersin dilim lal olur.Durur zaman,ölür tanrı.Gök mavi,ben siyah,sen kırmızı.

Böyle bir gün için yaşanmaz mı söyle ey sevgili?Ki o gün tanrının beni affetme günüdür.Senin beni öpüşün,kederi gayya kuyusuna gömüşümdür.Emrivakidir artık hepsi, kader denen gazaba.Aynı anda yaşanır herşey.Sen gelirsin,bahar gelir,gülümser martı,ucuzlar ekmek,ortaköyde kalmaz yokuş.Kokun gelir,şehirdeki tüm güller utanır.Sesin çağlar saba makamında.Gözüm değer tenine, cennet seni kıskanır.Biliyorum sözlerime inanman belki en büyük zorluk.Çünkü ben yirmibeşinde, hem yaşlı,hem genç, balonunu göğe bırakan bir çocuk.Sana o günü şimdiden haber veriyorum. Sen inan yeter,o günü getirecek kadar çok...seni seviyorum

20090319

?

Sustum,kimse adam sanmadı.

LSD

Kendinden habersiz bir ısırgan otuyum ben,ne yapsam kabahat.Seni sevmek günah,söylemek suç,beklemek azap.Korkma, ilkokul şiiri tadında kafiyeler yok bu sefer.Bana cümle kurduracak bir zaman eki,adını anacağım bir fiil bile.Yok.Tanrı var mesela,ama bana yok.Yokların arasında var olmak,varmış gibi yapmak...
Derviş sofrasında şarap,pavyon masasında seccade, orospuya eşarp,papaza takke.Gibi.Ne varsa alakasız böyle işte: benimle,hayat.Gibi.Ha niye beni sevdin dersen,denemek istedim. Sen benim için tek umuttun.Gül olacağını sanan ısırgan,gibi...
Gittin benden zaten gelmen bile göreceli bir anlam sayılırdı.Kimlere umutsan eğer hep umut kal.Ordasın işte biliyorum,Fatih'in intikamını benden çıkartan şehirde.Mutlusundur eminim. Çünkü biliyorum.Bensiz bir hayat,mutluluğun tapusudur.
Biliyor musun bu şehirde yüreyeceğim bir sokak kalmadı.Söyleyeceğim bir türkü de yok. Seni hatırlatmayan türkü hiç yazılmadı.Dilimi kestim,yüreğim canıma okuyor.Ne zaman ağlamaktan korksam,gülüyorum.Sor inanmazsan insanlara o kadar neşeliyim ki.Bazen işte,arada sırada, arada sırada dediğime bakma hani kırk yılda bir...Sen geliyorsun aklıma;
Gözlerim ıslanıyor nedensiz,genzim sıcacık,ellerim titriyor bazen korkma eski hastalık. Ayrılık ateşten bir ok diyor bazıları oysa cehennemin tüm kapıları açık.Boşver beni,sen nasılsın?Bir kızın olmuştur belki,söyle adı yaren mi?Neyse,boşver.Dikkat et kendine sabahları hırka giymeyi unutma,narinsindir sen.Beni de düşünme.Kusura bakma haklısın.Çok komik bir cümle. Böyle böyle bitirelim;komik,gereksiz,hiç sırası olmayan cümleleri.Bu da son olsun.Dua et Allahına beni duymuyor.Bir daha hiç düşünmesin beni de,herşeyini kaybetmiş bu komik serseri.

20090318

Acz

Korkuyorum aşka düşmekten,başkası için yaşamak yine.Bir başkası için nefes almak.Yavaş yavaş anlıyorum oysa.Aslında ben hep, seni sevmişim.
Hayaller kuruyorum bu ara.Sen olsan, ben olsam mesela;dünyanın ucundaki evin verandasında.Akşam güneşinde saçlarını tarasa rüzgar.Boş şarap şişeleri de katılsa, gölgelerimizin dansına. Sonbaharda olsak ama yapraklar hiç solmasa.
Şimdi sen üç duvar bir boşluk arasında,çoğunlukla çalışır,bazen güler,kelimeleri dizer,şarkılardan geçer,bir kez de beni düşünürken…Buralarda,senden uzaklarda,taş binalar arasında ben…Nabzım dakikada yüzkere sen diye atıyor,otuzüçlük kehribar tespih adını hatmetmek için uğraşıyor,ben sana mahkum ama bir var bir yokum.Şahdamarıma adını yazmış,ama hiç söylememiş Tanrım...
Oysa,
….İçim bi iç denizdi benim.Makedon dağlarından ırmaklar dökülmezdi.Mutlak değeri terk edilmek olan bölünemeyen bir sayıydım ben. Nerden bilirdim….
Bak yazamıyorum;
yine,
yine,
yine…
Diyeceğim şuydu;

Elinin üstüne elimi koydum.
Maksat,cennet olsun.

20090316

Ölü

* Rujunu sildiğin mendili istiyorum.

*Parmağıma bir iplik gibi bağladım eksiklikleri,unutmayayım diye.Kovulmadan gitmeyi öğrenmem gerek.

*Dudaklarımızın mahşerde bile kavuşamayacak olması korkutuyor beni.Tanrının göbek adı değil galiba tehlike.

* Sana yazmadığım her gün,seni yazmadığım her gün, yaratılışıma ihanet ediyorum.

* Zihnimdeki soruları boyadım kan rengine.Dudaklarım kanadı.

* Bir kızıl goncaya benzer dudağın.Dudaklarım mühürlü.

* Gözümdeki yaş bir karar verse,gidecek mi kalacak mı?Kirpiklerimden kendini bırakıp, yanaklarımda son bulacak mı?Genzimdeki bu sıcaklık,kalp atışlarım duracak mı?

* Kirpiklerin ok olmuş,Acabalara batmakta.

Topla satırlarımı,kendine mektuplar yaz.Böl aşkımı üçer beşer, sevdiklerine şiirler yaz. Canım de bana, mezarımı biraz daha derin kaz.Derin mezarlara gömülmeli benim gibiler.Öldüğünü unutur da sevmeye devam eder.Toprağın altında rahat durmam emin ol,bil ki tüm çiçekler sana aşık bundan sonra.Ağaçlar sen diye çiçek açıyor.Ben toprak olmuyorum sevdiceğim,toprak sen kokuyor…
Ama hala yaşıyorum işte.Senden uzak,hayattayım.Dakikalar geçer,günler geçer,yıllar geçer. Sen yoksun.Başka başka şeyler olurum ben.Her halimde sana aşık.Bambaşka şeyler olursun sen.Her halinde benden uzak.
Kelimeler bile uzak bugün bana.Tanrı yoktu,sen gelmedin,kelimeler gitti.Adın kaldı geriye, iki hece.Derimi yüzmek için kullanacağım emin ol.Her gece…

20090314

Çorba.

çıkmaz ki küçük
içinde yakınlar uzaksın ordasın
hem değil gül bu medet bağları kaçıncı
acaba belli değil ünlü uyan adından içinde umuyorum
uzaklar bıraktığım topraklarda çıkar mı hem
uyumuna nadasa yakın

20090312

U

Gece ansızın uyansam mesela,kolunu göğsümden çeksem.Mutfağa götürse ayaklarım beni hem de mutfağa gitmeyi hiç düşünmemişken.İçinde süt olan bir dolabımın olması gerçeği memnun etse beni.Süt sevmem aslında, sırf sen aldın diye duyulan bu tutku.Seni düşünsem; sütümü içerken,bir çocuk gibi uslu…

Not:Ötüken kütüphanesi, masa yüzyirmibir de yazdım bu satırları.Haftasonuydu.Yüksek tavanlara karşı duyduğum estetik tutku,kitap kokusu,seni yazma arzusu.Ama yazamadım.Klima denen şey kütüphaneye hiç yakışmıyor-du.

20090309

Sevda Gölgesinde,Cehennem Mevsimi

-Bu yazıda adı geçen,tüm sen ve senler.Tamamen hayal mahsulüdür-
اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ
Cennet-Cehennem de işe yaramıyormuş demek.Neden kimse sizi sevmiyor diye sordu melek.
Duyamadım Tanrının sözlerini. Elest ü bi rabbikum sorusuna bile cevap verememiştim gerçi.
Dağ Musa’ya geldi de,Musa bana gelmedi.İsa dedim,açamadı gözlerimi.Sen sonuncusu;ağzım, adını anamayacak kadar kirli…

Tek başına çıktığım yolculuklarda seni arıyordum ben.İhtiyar balıkçının kayığında sana geliyordum. Seni görmemiştim,adını duymamıştım,yüzme bilmiyor,balık sevmiyor ve korkuyordum.Konuştu ihtiyar. Emevi toprağındandı,adı İsfendiyar.
Seveceğin kız ki; Yüzü ay ışığıdır,gözleri kartanesi,bakışı martı uçuşudur,sesi ney nefesi… Aslan yelesi gibidir saçları,cennete açılır adımları.Uzak diyarlardan gelir,menekşeleri dinler,menekşeler saçını koklar,gölgelerden geçer.Arap masalları okur, şark düğünleri sever.Dışı ceylan,içi aslan, 40 kürek sonra ordayız az daha dayan…
40 kürek,40 kürek 2 adım,40 kürek 40 adım.Kenan illerini baştan başa dolanıp, seni aradım. Toprağına Ezher,Araplara Azhar,Latinlere Esther diyerek;Ay ışığında yüzünü,zemheride gözünü, tekkelerde sesini aradım…

Demek 600 yıl önce de çıksaydık yola, aynı olurdu öykümüz.Bilmezsin, ansızın gitmelerde…Hiç mi düşünmezsin napıcak sensiz, bu öksüz…Farkında olmaman güzel aslında.Tam da bugün:Sen, farkındasız gidiyorken farkında olduğun aşklara. Nefesim pişmiş et kokardı,New york da akşamüzeri saat beş çeyrekti, gözlerim kan ağlardı,dokuzuncu canında bir kedi…Kalsaydın,
Kalsaydın saçlarını örer,yıldızları toplar,avcumuzda saklar,çocuk odasının tavanına asardık.Korkusuz büyürdü oğlumuz,kendini Apollo sanarak, alabildiğine romantik…

Diyeceğim o ki çok da bişey kaybetmedin.600 yıl önce,dün ve nihayet işte:Bugün…Nesin ki sen?Yükselişte, yanık kestaneler içinde, bikaç bira …Kurtuldum diye dilenciye vereceğim iki lira.Git işte, böyle böyle avuturum kendimi ben.Bir bilsen kimlerden geçtim ben.Müzeyyenli rakı sofralarında, bozkır ortasında, karakol yollarında…Çok severek,çok söverek,Tanrıma küserek,kimlerden geçtim ben…

En başa dönersek eğer
” Sen benim sevdiğim değil misin”
Duymamış gibi yapma,artık değilsin.

20090308

İstasyon

Hepsi bu mu dedim.
Hadi söyle tüm yapabileceğin bu mu?
Benimle iddialaşma dedi tanrı.
Karşıma seni çıkardı.


Biliyor musun,Rumcadan geliyormuş adın.Çiçekleri sana,seni bana bağlıyormuş.Bir çocuk ağlıyormuş uzaklarında,’gece’ hayalinden ninniler yapıyormuş.Kayboluyormuş çocuk, miş’li geçmiş zamanlar içinde.Oysa alışkın değilmiş böyle sürprizlere. Deniz suyu hızla yükseliyor dediklerinde bile inanmamış, sanki çölde midye…

Bütün bir ömrü sana,seni anlatarak geçirebilirim.Parmağının battığı yemekleri,parmaklarını, ellerini…yiyebilirim.Oysa sana,seni anlatmak dünyanın en zor işi.Şehrine gelsem kolayca bulurdum seni.Çık dışarı bak istersen.Her yer, adımlarının bıraktığı çiçek izleri.
Sen…yüreğimin lacivertine sızan kırmızı,sanmadığım ilk sızı, dörtyüz yıldır beklediğim yabancı.Hadi geç sınırları, bölmeden yönet toprakları.Sen geliyorsun ya,açıyorum gecenin fermuarını.Güneş yeniden çıkıyor.Sen geldin diye nefesim gül kokuyor.Doğduğun günden beri bütün güller sana benziyor.Anlasana sen kokuyorum işte.Sen henüz almadığın kokuları özlerken, ben tatmadığım etinin peşine düşüyorum.Kulağına adını söylemek, sırtını ezbere bilmek istiyor canım.

Terasta unutulmuş bir masa gibi yüreğim.Kar-yağmur derken çol-çocuk gelip üzerine yazılı isimleri çizerken,bulduğum boşluğa kazımaya çalışıyordum adını.Oysa sen güneş olmuşsun, tüm yazılmış isimler solmakta.İşte böyle kavuşamadığım yanım.Yine beceremedim söylediğim her sözcük yarım.Ben yarım sevgileri teğet geçerken,büyük aşklardan çekiyor canım. Kahramanım,saygıdeğer Adem;
…Havva’ya ben göstermedim elma ağacını ama şeytanı yürekten kutluyorum.Peygamberlerin içinde en çok Ademi anlıyorum.Elmayı tatmak değildi amaç,Havva’yı kırmamaktı tüm maksat.Yere bat Mecnun,Ferhat…yere bat.
Uzatacağın elmayı bekliyorum.Cennetten kovulmayı istiyorum.Sevmesin beni tanrı,sen öpsen yeter.Dudağının kenarındaki tebessüm, cennet köşklerine bedel.

Nedeni,nasılı anlattık madem sonucu yazalım,bitsin hikayem.
….Yarım dizelerim hiç bi zaman geçemiyor imla sözlüğünden.Sevdalarımı kafiyelere boğuyorum.Kelimeler bende,ben sevdalarda boğuluyorum.Duvarım,sigaram,kahvem. Anlatmadıklarımla susuyorum.Biliyorum:Nar ağaçlarının gölgesinde gözlerine dalamam. Hiç kahvaltı edemeyiz birlikte,konuşurum da anlatamam.Ama anlarım, daha gitmeden bağışlarım seni…
Cüzzama çare yok ki.

20090306

Öylesine...

Bir yazı yazmak istiyorum sana.Bitsin istiyorum.Söyleyeceğim her şey söylensin.Ansızın çıkan bir vasiyet gibi.Gitmek istiyorum.Nereye diye sorma cehennemin dibine kadar yolum olsun yeter.Midemi bulandırıyor insanlar.Senden bıktım,seni özlemekten bıktım.İnsan dediğin ne yapıyorsa,ben hepsinden bıktım.
Şimdi ben kimsenin anlamadığı siyah beyaz bir film içinde, bitmeyen planlarda, gidermiş gibi yapıp: gitmiyorsam, kalmıyorsam, varmıyorsam…İçim kimsenin gelmediği partiler gibi şaşalı ve sessizken;ruhumu idama,bedenimi müebbet eziyete mahkum bırakıyorsam.İnsanlığa hediye yeni intihar planları geliştiriyorsam sırf gözlerinin yeşili azaldı diye değildir elbet. Hep aynı batma biçimleri azar azar ve sinsi.Üvey evlat,üvey sevgili,yetim kul,bitmeyen hüzün,solmayan gül,ölen kelebek ve hayata dair yeni yetme aşık mektup betimlemeleri içinde bulunan tüm simgelerle anlatamayacağım konular içinde en gizlisi benimki.
Abdest ılıklığıyla, ölüm rahatlıyla yaşayacak huzurlu ruhlar...Akşam ekmeğini bir’den fazla alan şanslı kullar.Yatağa yatıp uyumak mı mutluluk?Yoksa yataktan kalkınca uyanabilmek mi?Yazı-tura sıkıcılığında hep yazı deyip turayı görerek yaşayan,ölemeyen,deliremeyen, cesaret edemeyen benim gibi insanlar hepsi.
Bir gün gideceğim,bir gün öyle bir gideceğim ki sen bile özleyeceksin beni.O gün bugündür belki.Gittiğim yerlerde de durmayacağım, gevezeliklerime inat hiç konuşmayacağım.Ümmü Gülsüm şarkıları bırakacağım sana beddua niyetine, belki olur ya hani bir gün anlarsın diye. Çöl kokusunu içine çek sevdiğim, kürdilihicazkar çiçekler açsın gölgende.40 haraminin koynunda bi başına bırakıyorum seni.Herkesin bir ölme şekli var benimki de bu işte.

20090305

Kelimelerden taşıyor sana yazılan satırlar

Bir gün ansızın sevebilir demişti doktor.Şu an için tıbbın yapacağı bişey yok.Sevemediğimi sandıkları zamanlarda bile, ben hep seni seviyordum oysa.Şimdi düşündükçe ruhum üşüyor. Arada kirpiklerinin gölgesi üstüme düşüyor.Atilla İlhan usulü yük katırları geçiyor.Kalbim gözlerinle kurtuluş savaşı veriyor.
Tüm bunlara dalmak… Son sözünü hatırlamak ki mutluyum aslında her insana nasip olmaz kendi selaa’sını duymak.Sonra defalarca hep aynı şekilde susmak.Boşver ben iyiyim.
Kahvemi karıştıyor Münir Nurettin.Köpüğünde sen,dalga dalga saçların.Elimde berbat bi kahve kafiyeli olsun bari hani nerde avuçların?
Böyle konuştuğuma bakma tek derdim sen misin sanki?Anlatabildiğim dertlerimin olması anlatamadığım hüzünlerimin ıstırabını yenemiyor maalesef.Ayna satıyorum ama körler çarşısında bazen kör ben oluyorum.Hem kör hem ebe oluyorum ama körebe değil saklambaç oynuyorum.Koşuyorum bazen, ne zaman koşsam benden hızlı koşuyor dünya.Koşma be dünya,kesiliyor nefesim.Her trene geç kalıyorum,tüm uçaklar kalkmış,hüzün adasından yolcu alan bir gemi de yok maalesef.
Boşver güzelim felçten kurtuldum,girdiğim komanın tadını çıkarıyorum.Hani derler ya Ateşi severmiş yanmış çocuk.Yeni yeni ateşler buluyorum kendime.Seni seviyorum ve seni seviyordum arasında.do’yla re arasında,kaşla göz arasında,ölüyle cenaze arasında bulabildiğim her anda seninle dağlıyorum kendimi.Adın söylendikçe dağılıyorum.Sokaklarda yürümeden,sokaklar boş, ben zilzurna sarhoşmuş gibi adını haykırıyorum.Başlamadan bitiyor yine.Yine,yine,yine…

20090303

Nokta

Nerde bu diye sorma,saçma sapan bir mazeret uydururum sana.İnanma.Bu sırrı içimde tutamayacağım için gidiyorum.Korkma.Merak etmeyeceğini biliyorum.Unutma.Seni seviyorum.Sağlıcakla.

Asansör

Gitmeli en iyisi yine çekip gitmeli.Sanki sen gelmişsin de olmamış gibi.Yalan söyledin bana Tanrım.İhlas,felak,nas korumadı onun gözlerinden,içimde yine aynı yas.Ağıtlarım dolaşıyor dilden dile,kimsenin ölüyü sorduğu yok.Her ölüyle biraz daha ölüyorsam eğer,sorun yok.
İnsanlardan uzak durmalıyım.İnsanları kendimden uzak tutmalıyım.Hayat bir oyun diyenler niye kızıyorlar çocuk kalmama.

Kaç kere yenilebilir insan diye sor kendine.Verdiğin cevap kadar kaybettim ben.Ben ah zavallı ben.Sesi boğuk eli soğuk.Doğa ananın karnındaki sakat çocuk.Bileğimi kesiyorum, kanım adını yazıyor.Kalp grafiğim bile ismine benziyor.Niye kelimelerim sana yetmiyor.
Kelimelerimden başka bir şey yok elimde.Gelen boş gitmiyor,bir parçamı yanında götürüyor hadi sıra sende.Kelimelerimi al yanına,son parçam da gitsin seninle. Gökyüzü içsin yıldızları,ispirtoyla dolsun içim.Doğru maalesef evet.Sensiz ben bir hiçim.

Tövbe edecek kadar çok seviyordum seni.Sabah 8 de kalkmaya başlayabilir,omlet bile yiyebilirdim.Normal bir adammış gibi.Efendi kelimeler bana göre değil.Sin’i kaf’ı sinkaf ediyorum.İşte Söylüyorum.

Seni seviyorum.Hani bir mektup yazsam;nar tanem,nur tanem,bir tanem diyerek başlayacakmış gibi.Bendeki sen:Hazan mevsiminde 23 Nisan.Belki sen beni sevsen,hiçbir yavru kuş terk edilmeyecek anneleri tarafından.Nolurdu sanki zavallı kuşları öksüz bırakmasan…Tamam biliyorum,fena halde sevilmiyorum.Bir bilsen ne çok sıkıldım sevilmemekten.Beş milyar dokuz yüz küsur milyon gözümde değil ama sen sevmiyorsun ya o koyuyor adama.

Şimdi ben yine şarkılar dinliyorum.Karanlıkta kayboluyorum,güneşin en tepede olduğu noktada.Sessizliğe gömülüyorum.Hadi gel oku ve git.Hiç gelme okuma istersen.Ya gel artık ya da gitme.Bıktım inan ve inan bıktım.Sigaram gibi benim sevgilim.Yarın bırakıyorum.Burda olsan görürdün.Akciğer kanserinden ölüyorum.

20090302

Bab 2

Umut ya da cesaret değildir kumarbazların umutsuz çabası. Kaybetmelerin sonsuz hazzıdır içten içe. Kötü bir kumarbazım ben, kaybeder gibi seviyorum seni gizlice… Hayatın attığı zarları seviyorum. Tek şeş yüzüme gülücükler kondururken dönüp duran diğerinin yek gelme ihtimalini seviyorum.Bir gözüm hep sende ama sen sakın belli etme.

Senin beş harfinin, benim beş halimi değiştirmesi aklına gelir miydi?Söyle bana nazlı leydi.Ben ki Peter Pan’ın kan kardeşi,hayat lunaparkının emektar bekçisiyken şimdi büyür gibi yapıyorum. Kaybetmek boynumun borcu olsa bile… Se-vi-yo-rum.

Lacivert gözlerinden bir okyanus boşaltıyorsun içime her gece,gülücükler saçıyorsun,yüzünü saçınla saklıyorsun.Gidemediğim ülkeleri seviyorum seninle,geçemediğim yolları,seninle sessiz kalışları,kabuğunu soysan hasret çıkacak hazları…Se-vi-yo-rum.

Hadi söyle nerde biter bu sınırlar. A’raftan gelmişken cenneti bu kadar hızlı geçersem gideceğim yer yine mi mahşer? Biraz daha kalayım nolur? Tam da naftalin kokusu çıkıyordu içimden, gemiler karadan geçiyordu, şarkılar ard arda geliyordu, gerçek değildi biliyordum. Tanrı beni de se-vi-yor-du.

Ne zaman “yağmur” yazsam sen gelince “gökkuşağı” oluyor. İsteyerek çiçek açıyorum bu yalancı baharda. Çiçeklerim ne zaman yanacak söyle bana yasak meyvem. Sırf senin hatırına jüri kararıyla bağışlanıyor Âdem. Hep geç kaldıklarımızı gezdiğimiz bir müzedeyiz madem; adalet adına çalıyorum seni,herkeslerden kaçıyorum,içimde saklıyorum,sabahlara varıyorum,dudaklarından öpüyorum.

Vicdanım sen gelince susuyor, gözlerim kör oluyor,ahh nihayet vücudum tedaviye yanıt veriyor. Ama sevmiyorum yok yok sevemiyorum, yetiremiyorum belki çeyrek dilimli anları. Biraz daha kal; sır dolu zihnimin en parlak aynası, hüzün dolu coğrafyamın en neşeli atlası. Gönül hapisanemin sabıkasız tutuklusu.
Hadi; tanrının bana söylediği en güzel ninni. Biraz daha kal, hadi.