Hep aynı yanılgı olur ya hani,
"Bu farklı"
Olmadığını bilirsin de,bilmelerden bile geçersin.Bir tebessümü, o tebessüme aşık halde izleyebilmek için.İki kurt dolanır durur içinin yazgıdan uzak köşelerinde.Gözleri der biri, ah o gözler ki azrail kıyamaz da bu canı almaya, gider şeytana metres olur.Ne zaman bitecek peki diye sorar diğer kurt.Bitecektir nasıl olsa kurtlukta düşeni yemek kanundur.Düşünüyorum bazen sevgilim.Gözlerinin adını fizan koydum.Topal umutlarımla görmediğim seni düşünüyorum.Canım yanıyor.Gözlerin istanbul kokuyor ve ben duyamıyorum. Tüm sebepleri biliyorum ve değiştiremeyeceğim gerçekler için tanrıya sövüyorum.Fazla kalmaz demiştim sen gelirken ve lanet olsun ki çokbilmişim.Öğrendim artık sargılar çıkıp,yaralar iyileşince giderler.Çok çok teşekkür ederler sonuna bir de "ama" eklemeden edemezler."ama"dan sonra gelen üç noktayı tamamlamak benim işim.Böyle böyle işte-bir ecza dolabı yalnızlığında-yıllar geçti ve ben artık kifayetsizim.Bilmem ki kaç "ama"ya peşkeş çekildi ruhum. Yorgunum, Geleceğim tesadüflerin orospusu olmuş.Bıkkınım, bu masal mutlu bir sonla hiç bitmiyormuş.Bezginim, olmayınca olmuyormuş.Manası Yok Ülkesinin en umutlu vatandaşıydım ben.Önceden sevdiğim;süt dişlerim bile çıkmadan evvel...Bir çıkış,bir yol mutlaka olacaktı.Sınırı geçmek farzdı.Ama hayat işte:Belki müslümanlığı farzları yerine getiremeyecek kadar azdı.
Böyle böyle açtık tezgahı, sikilmiş hayatlar panayırında.Umutları verdik önce müşteri çekebilmek için.Sonra parça parça sattık ruhu.Kimi yarabandı yaptı,kimi şen bir kahkaha,açlıktan aldı bazısı birisi tokum diye başkasına sattı. 35lik parası almadık belki sattıklarımızdan ama bir ömrü sarhoş edecek hatıralar'da anlaştık.Şimdi Samsun 216 şefliğinde anlamsız konçertolar çıkıyor nefes niyetine.Bazen ki o bazenler; senin, hava da soğudu dediğin saatlerde başlıyor.Behiye Aksoy çıkıyor ruhumun terkedilmiş Maksim'ine. O sahte sözlere, yalancı gözlere,kapandığı dizlere veda ediyor.Beynim tekmil veriyor,gidenleri sayıyor sağ baştan.Bak gördün mü ben hiç elveda diyemiyorum.Hep sen gidiyorsun,senin gibiler. Kal diyemeden gitmiş oluyorsunuz zaten.
Ertesi gün tekrar başlıyor herşey.Şen kahkalar,ağız dolusu sözler.En nadide parçalarımı bedava satıyorum.Böyle böyle geçiyor hayat sevdiğim.Bu pazar yerinde herkes bir "acabayla" ölüyor. Acaba dinler mi tanrı sevdiğim.Günahlarını bana,sevaplarımı sana yazar mı?Ben her gece "onun için cehennemde yanarım" derken,bunu dua olarak sayar mı?Azar azar tükeniyorum.Hezeyanlar içinde.Kağıtın üstüne kalemle boşalmakla,hep ağlayıp gülermiş gibi yapmakla,sen daha mutlu ol diye hüzünlerini toplamakla geçti gitti ömrüm. Çocukluk-naiflik-aptallık her neyse artık.İstedim hatta bekledim aşık bir bakış görmeyi.Tüm sonuçlar bu acizlikten zaten yüzümü boynuna gömemedim.Şimdi hüznün koynunda yad ediyorum ellerinin rengini.Ben seni çok sevdim öyle çok sevdim ki gören bile olmadı.Öyle çok sevdim ki sen bile görmedin.Sen denizdin,ben ankara haddini aşmış bir gel-git'ti yaşadığımız.Geldiğin gibi gitseydin de beni bu dünyada piç gibi,herkeslerin içinde hiç gibi, varların içinde yok gibi bırakmasaydın n'olurdu.Bırakmadın ki vefasızım,bırakmadın ki doya doya seveyim. Sevilmemenin hüznü az mı gelmişti ki bana, omurgaya saplar gibi sapladın ayrılık bıçağını.Olmaz mıydı sanki;Kurbanın derisini yüzer gibi yüzmeseydin ruhumu.
Sen sustun,tanrı sustu.Bile bile göre göre sustunuz.Kimse demedi ki yazık.Önce senle, sonra gök'le gözgöze geldim.Hiçbişey diyemeden ben bile sustum.Sonrasını biliyorsun;bıraktım annemin elini, uçan balonumun peşinde koştum.Kayboldum.Şimdi isli duvarlar,gereksiz uyanmalar,boş boş alınan nefesler eşliğinde yaşıyorum işte.
Ben seni sevdim:hiç sırası değildi.Ben seni sevdim;uygun adam değildim.Ben seni sevdim:Bitti(m).
20090727
Kayboluş
Beni dünya hapishanesinden kurtaran tek tünel
senin gözlerin.
Bunu diyemem sana.
Gözlerini göremem.
Puslu kıtalar atlasımın
başlamadan biten cümlesi sen,
düşünüyorum o halde varsın
diyebilirmiyim gerçekten?
senin gözlerin.
Bunu diyemem sana.
Gözlerini göremem.
Puslu kıtalar atlasımın
başlamadan biten cümlesi sen,
düşünüyorum o halde varsın
diyebilirmiyim gerçekten?
20090721
Dört Mevsim
Senin teninde güneş dolaşıyor -yani sanırım-Benim yüreğim kış.
Başladık madem sonbahar olsun ayrıkalışımız.Neyi ilkbahara benzetebilirim ki?Sanırım olsa olsa hasret olur,o da ancak içinde vuslatın bir parçası varsa.Oysa benim vuslatım bile yalancı.Ne zaman kavuştuk ki adına vuslat denilen bir tekrarı olsun kavuşmamızın.Üzülmüyorum. Yüreğime astığım en değerli tablosun sen.Sana göre kırmızı, bana göre siyah.Başka birine anlatsam beyaz diyeceği bir resim.Belki de ben renk körüyümdür.Yine de imkansızların bile değiştirmesi imkansız olan bir gerçek.Azraille gözgöze gelene kadar;dünya,sen ve diğerleri olarak sınıflandırılacak.
Artık manası bile yok belki.İntihar etti tanrı,suç vicdanımın üstüne kaldı.Ben vicdanımı öldürdüm.Dilsizliğin beni bitirdi.Zincirleme aşk cinayetleri işledik.Polislerden habersiz. Erdemlerimiz bile yargılayamadı bizi, hiç bir erdeme sahip olamadığımız gerçeği bile içimizde en ufak bir his yaratmadı halbuki.Biz artık insan bile sayılmazdık sanırım.En güzeli de tüm bunların kendimiz dahil,hiçkimsenin umrunda olmamasıydı.
Ne yaparsan yap olmuyor bazen diye şarkılar söylüyordum ben.Hazır tanrının makamı boşalmışken hiç sırası değildi belki bunun.Galiba tam tersini yapıp insan makamına ulaşmaya çalışıyordum.Görevden azledildiğimi bile bile hem de...
İzlediğim filmlerde 'ölüleri göm yoksa kokmaya başlar' diyordu esasoğlanlar.Oysa komada olduğum için belki ,kimsenin defin işleriyle uğraşamıyordum.Kendi cesedimin üstüne toprak atamayacak olma gerçeğine katlanamadığım için komadaydım zaten.İşin garip yanı şimdi:Ne ölüleri gömmek,ne komadan çıkmak,ne de seninle mor parantezli rüyalarda dolaşmak istiyorum.
Şeytan bile ayartmak istemiyor beni,ben onun başlamadan biten savaşında taraf değilim artık. Artık ne sen,ne gelecek olanlar,huş ağaçları ya da gayya kuyuları/türlü türlü işte; her iki tarafın isim-şehir eşyaları...hiçbir şey harekete geçiremiyor beni.
Kurduğu bir ülkenin başkent yaptığı şehrin,tam orta yerinde hiç kimsenin kafasını kaldırıp bakmadığı kadar unuttuğu bir önderin heykeli gibi, yalnızım.
Yine de gece vakti seni düşünmek güzel.İsmi mesut göbekadı bahtiyar olan adamın şarkılarıyla birlikte;Senin ışıltılı ağacının benimgibilerin kanıyla sulanması gerektiğini bilecek kadar dinginim. Bazen canım yanıyor doğru.Onlara doğru attığım her adımda,iki adım geriye gidiyor sevdiklerim. Sen yapmazsın sanmıştım.
Aldanmışım.Sorun değil Kuranımın elifi.Hiç sorun değil.Her gün uğruna öleceğim insanların çatal yüzlerini görürken;Senin beni yok bilmen...İnan mühim değil.
Başladık madem sonbahar olsun ayrıkalışımız.Neyi ilkbahara benzetebilirim ki?Sanırım olsa olsa hasret olur,o da ancak içinde vuslatın bir parçası varsa.Oysa benim vuslatım bile yalancı.Ne zaman kavuştuk ki adına vuslat denilen bir tekrarı olsun kavuşmamızın.Üzülmüyorum. Yüreğime astığım en değerli tablosun sen.Sana göre kırmızı, bana göre siyah.Başka birine anlatsam beyaz diyeceği bir resim.Belki de ben renk körüyümdür.Yine de imkansızların bile değiştirmesi imkansız olan bir gerçek.Azraille gözgöze gelene kadar;dünya,sen ve diğerleri olarak sınıflandırılacak.
Artık manası bile yok belki.İntihar etti tanrı,suç vicdanımın üstüne kaldı.Ben vicdanımı öldürdüm.Dilsizliğin beni bitirdi.Zincirleme aşk cinayetleri işledik.Polislerden habersiz. Erdemlerimiz bile yargılayamadı bizi, hiç bir erdeme sahip olamadığımız gerçeği bile içimizde en ufak bir his yaratmadı halbuki.Biz artık insan bile sayılmazdık sanırım.En güzeli de tüm bunların kendimiz dahil,hiçkimsenin umrunda olmamasıydı.
Ne yaparsan yap olmuyor bazen diye şarkılar söylüyordum ben.Hazır tanrının makamı boşalmışken hiç sırası değildi belki bunun.Galiba tam tersini yapıp insan makamına ulaşmaya çalışıyordum.Görevden azledildiğimi bile bile hem de...
İzlediğim filmlerde 'ölüleri göm yoksa kokmaya başlar' diyordu esasoğlanlar.Oysa komada olduğum için belki ,kimsenin defin işleriyle uğraşamıyordum.Kendi cesedimin üstüne toprak atamayacak olma gerçeğine katlanamadığım için komadaydım zaten.İşin garip yanı şimdi:Ne ölüleri gömmek,ne komadan çıkmak,ne de seninle mor parantezli rüyalarda dolaşmak istiyorum.
Şeytan bile ayartmak istemiyor beni,ben onun başlamadan biten savaşında taraf değilim artık. Artık ne sen,ne gelecek olanlar,huş ağaçları ya da gayya kuyuları/türlü türlü işte; her iki tarafın isim-şehir eşyaları...hiçbir şey harekete geçiremiyor beni.
Kurduğu bir ülkenin başkent yaptığı şehrin,tam orta yerinde hiç kimsenin kafasını kaldırıp bakmadığı kadar unuttuğu bir önderin heykeli gibi, yalnızım.
Yine de gece vakti seni düşünmek güzel.İsmi mesut göbekadı bahtiyar olan adamın şarkılarıyla birlikte;Senin ışıltılı ağacının benimgibilerin kanıyla sulanması gerektiğini bilecek kadar dinginim. Bazen canım yanıyor doğru.Onlara doğru attığım her adımda,iki adım geriye gidiyor sevdiklerim. Sen yapmazsın sanmıştım.
Aldanmışım.Sorun değil Kuranımın elifi.Hiç sorun değil.Her gün uğruna öleceğim insanların çatal yüzlerini görürken;Senin beni yok bilmen...İnan mühim değil.
20090712
Med cezir et zehir
Sen beni sevsen n'olurdu diye düşünüyorum bazen.Ben seni mutlu ederdim,sen mutlu olduğun için huzursuz.Sen huzursuz olduğun için ben mutsuz.Kendini kuyruğundan yutmaya başlayan bir yılan gibi geçerdi günlerimiz...657 barkoduna yapışmış cumartesi geceleri sevişmelerimiz olmazdı kesin.Köpekbalıkları gibi gizli ve bir o kadar da gerekli,birbirine aşık iki sadist elele verip cinayet işliyor sanki.Doğurmadığın çocukla bana gelmen olurdu,doğuramayacağın çocuğun çöpe gitme sebebi.Sen kendini çok sevdiğin için umursamazdın,bense kendimden nefret ettiğim için.Sonuca gelirsek,umursamazlık olurdu; özlemle beklediğim sevişmelerin özeti.
Eğlenirdik kesin.Yan yana herşey tatlı olurdu.Gidişlerin baldıran zehiri.Gözlerimi açtığımda gözlerini görebileceğimi bilseydim,tanrıyı yenebilirdim.Anlamıyorum bazen,koca bir boşluk var içimde ve sen kaybolmak için kuyu kuyu dolaşıyorsun.İnan umduğundan güzel olurdu.Sen kış mevsimindeyken,güneşli bir şehirim ben.Gelmeye cesaret etsen görürdün belki hem güneşli hem denizi olan bir şehirdim ben.Ama hiç o kadar cesur olamadın ki sen.Belki de tüm cesaretin,korkularını unutma girişimiydi.
Başka n'olurdu acaba sen.../beni..../sevsen....?Bize bir zaman makinesi lazım olurdu zira;Başkalarıyla geçirdiğin yılların kırbacı sırtıma vururdu.Ruhunda camiye çeviremediğim ayasofya dururdu.Huzursuz,mutlu,sessiz bir tutku.Sen,ben ve asla hakederek yazamayacağım o kelime,ikimiz...
Eğlenirdik kesin.Yan yana herşey tatlı olurdu.Gidişlerin baldıran zehiri.Gözlerimi açtığımda gözlerini görebileceğimi bilseydim,tanrıyı yenebilirdim.Anlamıyorum bazen,koca bir boşluk var içimde ve sen kaybolmak için kuyu kuyu dolaşıyorsun.İnan umduğundan güzel olurdu.Sen kış mevsimindeyken,güneşli bir şehirim ben.Gelmeye cesaret etsen görürdün belki hem güneşli hem denizi olan bir şehirdim ben.Ama hiç o kadar cesur olamadın ki sen.Belki de tüm cesaretin,korkularını unutma girişimiydi.
Başka n'olurdu acaba sen.../beni..../sevsen....?Bize bir zaman makinesi lazım olurdu zira;Başkalarıyla geçirdiğin yılların kırbacı sırtıma vururdu.Ruhunda camiye çeviremediğim ayasofya dururdu.Huzursuz,mutlu,sessiz bir tutku.Sen,ben ve asla hakederek yazamayacağım o kelime,ikimiz...
20090709
Dokuz
Günahlar yutuyorum senin için, ettiğim yeminlerden dönmüyorum.Belki ellerim değil, ya da dudaklarım,arasıra gözlerim...Sadakat arıyorsan,sadece sessizliğim.Ben şimdi;gece vakti mermer üzerinde yürüyen karınca kadar sessizim.
Oysa sadece bir akşamüstü istemiştim.Kokunu çalmayacak kadar rüzgar,gölgeni seyre dalacak kadar güneş.Senden sonra da ben hep seni seveceğim demek istemiştim.Şimdi gördüğüm her yüz'de,yirmiyedi ayrı dilde ve bildiğim her sözlükte adım kalleş.Öğrendim: dağlara çıkmadan, tek bir canı yakmadan da haydut sayılabiliyormuş insan.
Kahroluşlarda kayboluyorum ben,sigara üstüne sigara yakıyorum,senin yerine bile korkuyorum. Taşıyorum bazen,derdimden değil dilsizliğimden oysa herkesin acılara karnı tok.Bunca acı çekiyorum ve ne garip onca yıl olmuş elinden bir bardak çay içmişliğim yok.
Kendime bile hissettirmeden seni sevmek,hep zorunda olmak,bugün-yarın-onsene sonra- ya da tanrının zaman diye yarattığı ne varsa hepsini sensiz yaşayacak olmak.Bineceğim tüm vapurlar sensiz,tüm kafiyelerim sana ve sen sonsuza kadar hep habersiz...
Uzattım boynumu;dinim,kinim,isteğim kalmadı.Başkalarının anılarını taşıyan bir sandalye üzerinde,hatıra edinemeden ölüp gidecek bir bedenin içinde, tüm kelimelerden vazgeçiyorum artık.Yaşamak,ama rivayet birleşik zaman; birinci tekil şahıs halinde.İstemiyorum.
Oysa sadece bir akşamüstü istemiştim.Kokunu çalmayacak kadar rüzgar,gölgeni seyre dalacak kadar güneş.Senden sonra da ben hep seni seveceğim demek istemiştim.Şimdi gördüğüm her yüz'de,yirmiyedi ayrı dilde ve bildiğim her sözlükte adım kalleş.Öğrendim: dağlara çıkmadan, tek bir canı yakmadan da haydut sayılabiliyormuş insan.
Kahroluşlarda kayboluyorum ben,sigara üstüne sigara yakıyorum,senin yerine bile korkuyorum. Taşıyorum bazen,derdimden değil dilsizliğimden oysa herkesin acılara karnı tok.Bunca acı çekiyorum ve ne garip onca yıl olmuş elinden bir bardak çay içmişliğim yok.
Kendime bile hissettirmeden seni sevmek,hep zorunda olmak,bugün-yarın-onsene sonra- ya da tanrının zaman diye yarattığı ne varsa hepsini sensiz yaşayacak olmak.Bineceğim tüm vapurlar sensiz,tüm kafiyelerim sana ve sen sonsuza kadar hep habersiz...
Uzattım boynumu;dinim,kinim,isteğim kalmadı.Başkalarının anılarını taşıyan bir sandalye üzerinde,hatıra edinemeden ölüp gidecek bir bedenin içinde, tüm kelimelerden vazgeçiyorum artık.Yaşamak,ama rivayet birleşik zaman; birinci tekil şahıs halinde.İstemiyorum.
Bilmek Bilmektir
Canımın acıması gerektiğini söylüyor beynim ama hiçbir şey hissetmiyorum.Oysa ne çok severdim canımın acısını.Elimdeki tek malzeme oydu.Şampanya sarhoşlukları,anlaşılmanın hoşnutluğu,sevmenin mutluluğu ya da sevilmenin huzuru veyahut herhangi bir şeyin gururu. Birbiriyle asla çakışmayacağını okulda defalarca öğrendiğim paralel çizgiler gibiydim bu hislerle. Benim tek hissedebildiğim kaburgalarımın arasında hissettiğim sıcaklık,pişmanlık,yalnızlık, çaresizlik vb. birbirine benzer kahroluşlardan oluşan yekününe acı dediğim histi.Şimdi o yok. Beynim söylüyor evet:burda üzülmelisin,şimdi zırıl zırıl ağlamalısın,köpek gibi yalvarman gerek şu anda... oysa ben sadece seyrediyorum.
Bazen kendimi vitrindeki bir manken gibi düşünüyorum ve yine de çok canlı olduğuma karar verip o mankeni tabuta yatırıyorum sonra musallaya sonra mezara.O kadar çok ölüyüm, ölmüşlüğüme inat edecek canlı.
Kıskanıyorum seni,umursuzluğunu kıskanıyorum,neşeni,aldırmayışını.Kendime kızıyorum ya da kızdığımı sanıyorum.Boşlukta geçiyor günlerim.
Tost yapacak kadar kıymet vermiyorum kendime,kaşar-ekmek yalnızlığında geçiyor günlerim. Artık zerre kadar zevk almadığım ama sırf vücudumun canına okusun diye kullandığım sigaram...sessizlik,boşluk...
Hiç'ler bıçak gibi kesiyor hayatımı.Hiçkimse olamadım,hiçbiryere gidemedim,hiçbirşey çare olamaz bana.Korkuyorum,ne olacaksa olsun diyecek kadar çok korkuyorum.
Bazen kendimi vitrindeki bir manken gibi düşünüyorum ve yine de çok canlı olduğuma karar verip o mankeni tabuta yatırıyorum sonra musallaya sonra mezara.O kadar çok ölüyüm, ölmüşlüğüme inat edecek canlı.
Kıskanıyorum seni,umursuzluğunu kıskanıyorum,neşeni,aldırmayışını.Kendime kızıyorum ya da kızdığımı sanıyorum.Boşlukta geçiyor günlerim.
Tost yapacak kadar kıymet vermiyorum kendime,kaşar-ekmek yalnızlığında geçiyor günlerim. Artık zerre kadar zevk almadığım ama sırf vücudumun canına okusun diye kullandığım sigaram...sessizlik,boşluk...
Hiç'ler bıçak gibi kesiyor hayatımı.Hiçkimse olamadım,hiçbiryere gidemedim,hiçbirşey çare olamaz bana.Korkuyorum,ne olacaksa olsun diyecek kadar çok korkuyorum.
20090706
1 Atlantisin Kayıp Kızı
Fotoğraflarına baktım.Uzun uzun,yalnız yalnız ve özler gibi baktım.Sen hep gülüyordun,bir sırrı saklamak için en bilinen yöntemdi bu.İnsanlardan kaçmak için meşru yollar kullanıyordun.Belki de insanları ne çok sevdiğini bilen tek kişi bendim.Bu haksızlığa isyan etmek istedim.Oysa sen gülüyordun.Haksızlıkları ödül sayıcak kadar iyi biliyordun.Sana gel demek isterdim.Gemileri karadan yürütüp gel.Oysa tek diyebilceğim git buradan.Bir atlantis gemisine atla ve git.Promethusa selam söle.Dur...saçından bi tel ver bana öyle git.Suskunluğuna taptığım tek kadın sensin.Susarak en çok konuştuğum kadın sensin.Bilirim o susmalarda kırmızı gözyaşları döktüğünü,bütün gün gözyaşlarını saymamak için yaşar gibi öldüğünü. Yinede bu kadar uzak olmak işime gelmiyor.Kuytu bir meyhanede içmeliydik senle.Cümlelerimizi seviştirmeliydik.Öksüz çocuklar büyütmeliydik verandamızda.Şarkılar söyleyebilmeliydik ağlarken ve ağlayışlarımıza gülmeliydik.Yine de orda bi yerde olduğunu bilmek mutlu ediyor beni.Bil seninle ilgili sadece bu gerçekle mutlu olduğumu bil ve bekle kelimeleri senin için işleyişimi...
20090704
Sırasız
-Seni seviyorum-Sana çok kızıyorum-Sen kimseyi seni sevecek kadar yaklaştırmazsın ki yanına- Sen kimseyi sevemezsin ki,bu yetenek yok sende-Huzursuz olmaya mahkum olduğun gerçeğini değiştirecek hiçbir şey yok-Umursamazsın-Seni aldatıyorum-Ruhunu çizmek istiyorum- Oyalanmanın hiçbir işe yaramadığını göreceksin-Başka kadınlara aşık oluyorum-Mutlu musun- Yeter artık-
saatlerce yazabilirdim,oysa saatlerin bir önemi kalmadı artık...
saatlerce yazabilirdim,oysa saatlerin bir önemi kalmadı artık...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)