20090630

İlkokul Şiiri

İsrail satırı tarafından sevdiklerinin parçalanan gövdelerini seyre zorlanan filistinli bir çocuk olabilirdim.Ya da Çin'de saati bir dolara oyuncak tamircisi.Morg doktoru ya da mezarlık bekçisi...
Sen gittiğinden beri, kendim dışında herşeyi olmak istiyorum.Birbirine sarılan sevgilileri boğazlamak istiyor canım.Fesatlıktan değil,korkudan.Belki bazıları benim sana fısıldayacağım Cemal Süreyaları çalıyorlar."Sesinde ne var biliyor musun/Bir bahçenin ortası var" diyemeyeceğim. Belki de duymak isteyen kulaklara daha çok yakışıyordur,bilemeyeceğim.

Tarifsiz acılara itiliyorum,tarifsiz sevdiğim tarafından ve cebimde harcanıp gidiyor,gençliğimin tarifeleri.Binlerce şey geçiyor aklımdan.Belki de tanrıya adanan tüm kurbanlar; kasap olarak dönüyordur dünyaya, sonraki hayatlarında.Ya da karasevdaya tutuluyordur,karaya vuran tüm balinalar belki toprağın değil sevdanın karasıdır,hayatlarına malolan.Kimin umrunda?
Kendimizi bir acıya vurup gidiyoruz,hiç bakmıyoruz acıttıklarımıza.Büyük balık küçük balığı yer diye öğreniyoruz ve dereyi geçip çayda boğulmak ayıp sayılıyor.Oysa küçük balıklara yem olmak istiyor canım ve boğulmak bir karış çayda.

Beyaz çarşaf,tepside gül,dudağının kenarından akan bal, bu tarz süslü sabahlar ya da ne biliyim sen ve benden oluşan işteş fiilli bolca afilli cümleler ,mutlu sonlar.Kısacık öyküler,fransız tarzı öpüşler,üzümsuyuna gömülen gülüşler...sonsuz ihtimaller içinde tek payıma düşen unutmamak için hergün hatırlamaya çalıştığım bir ses ise eğer;
"ilaçlar pahalı tamam da ölek mi la gardaş "diye hançeresini kadersizliğinin hançeriyle parçalayan kavruk bir sitem gibi kalakalmaktan başka ne gelir elden.
Tüm koşulara bacağı olmayanlar katılsın bundan böyle,şiir yarışmaları düzenlensin lal sokak numara onikide ve yalnızca çolaklar arasında yapılsın ağır sıklet boks maçları.Dünya daha adil olmaz ama tanrı belki utanır tüm yaptıklarından.
Nefret ediyorum: günah,yasak,ayıp,olmaz,ama,tamam da... gibi kelimeleri bünyesine katmış cümlelerden.Ben cehennem olmuşken ateşle korkmak istemiyorum.Bu haksızlığa haykırmak istiyorum ama lanet olsun işte bir kez daha "ama" payıma düşen tek birşey bu hayatta.Hiçim!

Umursuzum,şahanem,tarifsizim sensiz ben bu dünyada koca bir hiçim.Kelimeleri doğruyorum senin için.Gitmemen için susuyorum.Ne yapsam yaranamıyorum.Olsam yoksun, olmamamak kabahat sayılır benim için.İçip duruyorum,özlüyorum için için.Ne yazık ki başkalarıyla dolu senin iç'in.Kafiyelerim merdiven değil benim için.Hani var ya tek tek koparılan bir çeşit papatya, sevmiyor çıkıyor kopartılan her kafiyenin sonunda.

Kendimi kafiyelere gömüyorum,yazıp durduğum,ısrarla sorduğun ve sonra ben gibi unuttuğun yazıyı yarım bırakıp kanıma gözyaşı damlatıyorum.Zihnimden aşkı damıtıyorum.Günler geçiyor çaresizim!

20090628

Herhangi bir gün dediğin,

Bugün 28 hazirandı.
28 haziranım sensiz geçti.
göreceğim kaç 28 haziran kaldı ki!
olanları da sensiz harcıyorum
üzgünüm
duygular tartıya vurulmuyor
sen ne kadar üzgün değilsen
ben o kadar üzgünüm.


Sensiz geçecek tüm yirmisekizhaziranlara...

20090627

Kusursuz Cinayet

Sana giden yollar inşa ediyordum ben,Forest Gump iyimserliğinde.Senin başka yollarda kaybolduğunu unutup gidiyordum.Kelimeleri gizemlere bürüyememem çözmeye gönüllü kimse olmamasından belki.Benim acı çekmem senin umrunda değil diye,tam tersi de mi olmalı?Böyle olsa bile umrunda olmayacak nasıl olsa.Her olasılıkta benim acı çektiğim bir barbut oyunundan başka ne ki hayat?
2 kelimeyle anlatılabilir aşk,200 cümleyle de betimlenebilir.3000 satırlık bir destana bile gömülebilir.Peki neye yarar,tek hecelik bir cevabı bile yoksa!Pul kadar değerim yoksa nazarında seni sevme hakkını nerden bulabilirim.Aslında bu saatten sonra bolca susabilirim.
Kimseler güldürmemeli mi soytarıyı,mesleği yüzünden.Belki bir balona tüneyip uçmak istiyordur uğur böceği.Kendi cesedini kendi mi gömmeli insan,zaten yapayalnızdı diye.Hep böyle olan bir dünyada benim ne işim var?
Bedeninin başka ellerde tutulan bir günlük olmasına bile katlanabilirim.Zihnini seni üzenlere ayırmana da.Sen hiçbir siteme katlanamazsın diye dilsizliği seçebilirim. En azından bunlar değerli olmaz mıydı?Benim günleri sayışlarım,saymayı öğrenen bir çocuğun ki kadar boşuna mıydı? Kendimi unutmayı çok istiyorum,her saniye seni düşünürken bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Bir cümleyle beni kanser yapabilirsin demiştim,suskunluğunun ince hastalığındayım şimdi. Sana katılacağım sevdiğim,birlikte öldürelim kendimi.Çok da basit olur emin ol,hiç direnmez kurbanımız,bakarsın tebessüm bile eder.Kimseler hatırlamaz.Hiçbir polis peşimize düşmez. Hadi başlayalım.Sen susarak öldür,ben konuşarak doğrarım.

20090625

İşkence

Kızıldır belki ayvalar,narlar sarı.Olamaz mı sevdiceğim.Neden öldürmek için melek yaratmış da tanrı,oldurmak işini kendisine bırakmış.Bunlar dert değil de keşke yaşatmak için de birşeyler yapsaymış. Oysa intiharlar seçiyoruz kendimize; vazgeçerek, bırakarak, umursamayarak. Ölüyoruz bişekilde. Tanrı bile yaşadığımızı sanırken. Mor portakallar soyuyoruz,yanlış sevdalar seçiyoruz,lunaparklar açıyor,alkol duvarını geçiyoruz.O kadar açız ki,sadece taze ruhlar yiyerek doyabiliyoruz.Gözyaşları içiyoruz ve her seferinde daha aç,daha susamış olarak kalkıyoruz masamızdan.
İşte bunların ardından "Hayat berbat ama..." diye başlayan bir cümle kurduysam ama'dan sonrasını seni düşünerek kurmuştum.Aslında biliyordum.'Ama' inanmak istiyordum,nedenini sorma işte.

Nerden bilirdim küçükken izlediğim türk filmlerinin güldüğüm replikleri,yıllar sonra ruhumu soyacaktı."Aptalllığımdan değil,çaresizliğimden..."Bir gün huzurlu nefes alıcaktım.Zalimce sözlerden kaptığım bir astımdı belki benimki.Senin dudaklarından daha önce hiç duymadığım sözler çıkacaktı ve ben iyi olacaktım.
Oysa nevi şahsına münhasır alışkanlıklarım vardı benim.Nerde çaresiz bir hastalık görsem,gidip muhakkak kapıyordum.Sen bana acımıyorsan,şu çaresizliğime acımıyorsan.Ben kendime acır mıyım sanıyordun?Acıdan korkan, tanrı gibi olsun sevdiğim.Sen gözlerini kapatmayı seçtiysen eğer, ruhumu mengeneye almak küçük bir ayrıntı sadece.Sen gözyaşlarıma susadıktan sonra,ben dünyadaki son çocuk susana kadar ağlarım.

Otuzyedinci sigaram,ne yazıkki ikinci ve sonuncu kadehim.Ve hala susmuyor yüreğimdeki isyan. Gıyabında yargılıyorum talihimi.Hayattan kaçıyorum ve kaçarken kullandığım araç maalesef ki kelimeler. Bir yanım "vurun ulan vurun ben kolay ölmem" diyor diğer yanım ölmüş kadar susmuş.Oysa çok istedim hani en kallavisinden 'yaşamayı'.
Oysa yaşamak belki daha doğarken suçtu.Her soruya kendim cevap vermek zorunda kalınca,vazgeçtim ellerimi semaya uzatmaktan.Gözyaşlarıyla alınan abdestin yoktu kabulu,açtım ellerimi bir gece dua edecek sandı melekler avuçlarım kan doluydu,bilmediler.

Senin beni sevmeni de çok istedim.Hiç de huyum değilken...Bende sevecek bir şey bulmamandır belki zoruma giden.Yargısız infazlara alışkın olmak yetmiyor, suçsuz yere başını giyotine uzatmaya.Ama elden bişey gelmiyor.Yine de son sözümdür bilesin."Katiline aşıktı maktul"
Korkuyorum.Bir gün aniden taş kesilmekten.Tanrıya güçlü diye secde etmekten.Birinin ölümünü gülerek izlemekten,insanların gözyaşlarına susamaktan, kana kana içmekten korkuyorum. Birgün bu olacak biliyorum ve belki de asıl korkutan bu gerçeği bilmek.Senin hafızanda kalmayacak; bikeresinde benim seni akıllı gibi sevmiş olmam.Sağ omzumdaki melek istifa edeli çok oldu.Ben de bu gerçeği unutursam,kim hatırlayacak sevdiğim?

20090622

Unutama

Çok içiyorum...Bulanık silüetleri seyretmeyi seviyorum ve hoşuma gidiyor;sendeki açıklamamın iş olsun diye ünvanını taşıdığını unuturmuş gibi yapmak.Yine de inanılmaz geliyor zamanı geri alamamak.Oysa ne zaman içsem,yelkovan akrebe küsmüş oluyor.Senin yüzünden içerken,içtiği için seni unutacağını sanmak...Haklısın yaşamayı öğrenemedim.
İçimdeki mecnun,sayfalar yazdırır bana ama korkuyorum artık.Saçlarının sarısından tut, gözündeki maviye kadar...unutmaktan korkuyorum.

20090621

Boşluk

Hangi silahla yaralandıysan o silahla öldürüyorsun beni,farkında mısın?Farkında olsan da umursamazsın.Çözdüğüm bir bilmece gibisin şimdi,kimselere sormaya gerek bile duymadığım zamanlardasın.

20090620

Antoloji

Bıkmadığım tek şey-di yazmak.Naif yaz günlerinde kendime verdiğim karne hediyesiydi. Yalnızlıktan kaçışlarımın kendime çaktırmadığım busesiydi.Ellerimin geçmeyen hevesiydi. Sararmayı becerememiş fotoğraflar gibi anılar kaldı binlerce satırdan..En kısa gündüzlerde,en uzun gecelerde.Yaşamak istediklerimi bile düşündürmedi hayat.Ben hep içimdeki kışı yazdım.
Bazen 9 yıl, her gece hiç durmadan yazdım.
Bilirim o yüzden bir dudaktan kaç benzetme çıkar.Di'li geçmiş zamanda anlatabilirim aşkın gelecek zaman hallerini.Çok da sevdim anlatmaları.Acem kökünden,pers'in sözünden,rum'i dilinden kelimeler seçtim.İçimdeki aşk'ı daha iyi yiyebilmek için.Ama yine de Karasevda'dan daha güzel bir kelime bulamadım.Yıllar geçti sevda'sı gitti de kara'sından kurtulamadım.
Yine de yaradır:Yazdığım her sevda yüklü satırda hiç sevgilim kelimesini kullanamamak. Sevdiğim kadar sevilmemekti benim aşklarımın kıssası hissesi.Kendine her gece aynı masalı anlatıp,aynı rüyaya dalmaktı.Beyaz atlı prens değildim rüyalarımda.Ben yalnızca sevilirdim ki sevilmelerin sevinciydi tüm hissetmek istediğim.
Oysa şimdi "bu ilaç artık fayda etmiyor doktor" diyen romatizmalı huysuz bir ihtiyar gibi söylenip duruyorum.Bir kaplıca gibi geliyor sıcak sözler.Çok uzak diyorum eşe-dosta. Gidemiyorum.

Umutsuz

Günahını almamalı belki,
damda pusu kurmuş tekirin
ya da sapanıyla dolaşan veledin
belki kanatlarını kapatmak istemiştir birden
havada süzülerek seni izleyen
yusufcuk kuşu.

Benden başka kör var mıydı,senin olduğun rüyalar görebilen.Terkedermiş gibi evden çıkıp,akşam aynı saatinde eve dönen bir eş gibi umutsuzluk.Anlamanın tortusu kadehimde, kafiyeler bile kaçıyor benden.Her seçiş bir vazgeçiştir.Güzel sözler yerine,nefretli flörtlerde med-cezirlerini yaparken sen;cehennemi yakışlarımı görmedin.Görmediklerimizin çoğu, görmek istemediğimizden değil mi?Farsça bir aşkmış benimkisi,argınım artık.

20090619

Yoksun

7 yaşında bisikletten düştüğüm günden kalan bir yara gibi öylece kalacak hayalin gözlerimin başucunda ve ben bu gerçekle yaşamak zorundayım.Yoksun.Yüz kalbi kırmış bir katil gibiyim ben,ve ruhuma eklenmiş ikinci bir vicdan gibi yokluğun.Çok zor inan.Adını söyleyerek hayatta tutuyorum kendimi,öyleki diri diri otopsi yapsalar bana adının beş harfini bulacaklar.Sen oralarda bir yerlerde hani olmaz da; aklına geldikçe,yaşadığımı sanıyorsun.Yaşamak...hem de sen yokken,böyle bir şey olmaz biliyorsun.Yemek nasıl olmuş diye soruyorlar bazen senin elin değmedi ki,nasıl güzel olsun.Bu şehirde kuraklık var şaşırıyor insanlar.Yağmur dediğin tanrının seni öpüşü,sen bu şehirde yoksan yağmur neden olsun?

Ve ben anlatamıyorum hiçbirini.Anlatamadıkça korkuyorum,korktuğumu göstermemek için durmadan konuşuyorum.Konuşmalar avutmuyor artık.Ruhu savaş meydanında kalmış bir esir gibi,olmayan düşmanlarla savaşıyorum.Kendimin hayalet olduğunu unutarak,senin kaybolup gittiğini unutmaya çalışarak...Ama geçmiyor günler.Sanki hala cuma, saat hala 22.09, kulaklarımda aynı uğultu.Çoktan sur'u üfledi israfil,bir tek ben duydum.

Cımbızla çekiyorum kelimeleri,sana yazılmış kutsal kitabımdan.Cennette mevsim neyse öyle bakardı gözlerin,nefesin akşamsefası kokardı.Akşamdı dudakların,ay değdikçe parlardı. Kimselere söyleyemediğim sırrımdın sen.Şimdi sırrı gitmiş aynalarda kendi yüzümü göremiyorum.Ve sana yalvararak soruyorum:Şahanem bana kestiğin ceza'n bitmedi mi?

20090618

Nar

Önceki değil bu hayatımda kelebekmişim ben.Kozamdan çıktım,seni gördüm,öldüm.Olmadı olduramadım.Hayatında seni benden çok seven erkekler olmuştur da benim gibi seven olmamıştır-bu neyi değiştirecekse-Ama değiştiren bir gerçek istersen eğer hayatımda senden çok sevdiğim kadınlar oldu,ama senin gibi sevmedim kimseyi.Kimi sevdim sorusuna cevabım:adın.
Orda bir sen varsın uzak da gidemesem de,göremesem de,gidemeyecek-göremeyecek olsam da, beni unutmuş-unutacak olsan da.Sevdim.
Ferman sende,dağlar sende.Dilimi kurban ediyorum,sen konuş diye!Hep konuştuğumu sanıyorsun aslında ne kadar sustuğumu bilmiyorsun.

20090617

Harp

Hiç başlamayışın senin kaderin,hiç bitiremeyişin senin büyüklüğündür diyordu eski bir söz.Hiç sevilmeyişim benim şansım mıydı?İnsanın şansı laneti olabilir miydi?
Senin beni bıraktığın yerde oturuyorum.Çölde.Fuzuli,hayyam bazı bazı orhan veli,arada sırada cemal süreya geliyor yanıma. Seni anlatıyorum onlara, dinleyip gidiyorlar.Belki yazdıkları eski bir şiir, benim bu anlatışlarımı bir an hatırlamalarından yazılmıştır.Bilmek hatırlamaksa,her bilmek de amaç canımı biraz daha acıtmaksa.Durma söyle.Ki ben alışkınımdır acılara dinlerim.Yeter ki:Gitme.

Biliyorum dudaklarımdan "gitme" çıktıysa eğer kalsan bile sen çoktan gitmişsindir.Ben kalırım öylece,sırf belki sen yeniden gelirsen diye yüzlerce yıl yaşayabilirim.Hiç mi sevmedin diyemem ayıptır sormak bilirim. Ayıplardan,yasaklardan,günahlardan,açıklamalardan, susmalardan bıktım ama tanrı beni süperman sanıyor.Napabilirim?

Ya ben sevdiğim,ben nereye gideyim?Sen yoksan kalakaldığımı bilmez misin?Bir isyan içimde allaha lan diyecek gibi,sana seni seviyorum diyecekmiş gibi,herkesten kaçar gibi... Bıktım isyanlarımı bastırmaktan.Tüm gibi'lerimi yutuyor zorundalıklar.Hem isyanı bastırmalı hem kendi kellemi almalıyım bu ihtilalde.

Bir bıçak çıkarttım,adını yazdım avuçiçime.Uzattığım falcı bakmadı falıma.İstemeler sevmelere gider.Sevmeler sevişmelere.Herkes bir yere gidiyor,duygular duygulara karışıyor.Kapalı bir havza gibi sözlerim, dökülmüyor senin iç denizine.Dünyaya yapılan ilk anıt gibi ben,kimsenin artık inanmadığı bir put gibi beklemek.Havvayı bile görmüş kadar uzun yaşamış ama sana aşık olmuş haldeyim.Oysa hiçbir halim,kavuşturmuyor seni bana.

Sövdüm kaderime gelmişime geçmişime sövdüm,içtim,kustum,ağladım,başka kadınlar öptüm,bilmediğim sokaklara vurdum kendimi yağ satan-bal satan çocuklar aradım sokaklarda...Bulamadıkça gelecekten korktum.Anlamayacaklara uzun cümleler kurdum, meyve veren ağaçlarla konuştum,fransızca ağıtlar öğrendim.Üçgün de mi deme bana üç asırdı farketmedin mi?

Ben nasıl da sana mecburum.Nabız alınan çürük bir vücut gibiyim.Bir elim azrailde.Bir hayat öpücüğü yeter ama gelmez bilirim.Çok gördüm ben bu filmi."Benim farkım ne" dersen eğer iltifat sineması senle kapatıcak perdelerini.Yanacak bu sinema,hayaletler kalacak.Bizansın hangi tepesinde olursan ol,genizini yakacak yanmış sevda kokusu.Üzülme sen hep bir son söz gırtlağımda öylece kalacak nasılsa...

20090613

Mutsuz Son


Seninle konuşmayı istedim,kimseyle olmadığı kadar çok.Oysa şimdi çocuğu kurtarıp annenin maalesef'lere gömüldüğü bir ameliyat gibi konuşmayı istemek.Seni boğmamak için susuyorum ve sen susarken içimi kanla boğuyorum.Olsun senin gözlerin karşısında benim kanlar içinde boğuluşumun ne önemi var.Kendine iyi bak, beni düşünme demeyeceğim.Kendine iyi bak,o zaman ben zaten iyi olurum.Hem mezarda,hem iyi,hem ölü.

Küçük prens ne zaman masal yazacak olsa çırılçıplak konuşurmuş,elma değilmiş kelimeler ona göre,kelimeler nar. Oysa bilirmiş kelimeler soyununca, insanların gözlerini kapattığını ama yine de hiç düşünmeden yaparmış. Zaferi hırsız gibi çalmayı yediremezmiş kendine.Maskeli beğenişler yerine maskesiz sevişler istermiş. Oysa sonuç hep aynı olurmuş.Bilmeler küçük prense düşermiş,bilmezden gelmeler onlara.Kederli çığlıklar küçük prense susmalar onlara,hatıralar küçük prense unutmalar onlara... Kendine bir hücre yapmış anladım'lardan,duvarlarını haklısın'larla örmüş.Kendine müebbet vermiş ama yine inadına bu hücrede;kendi başına tıp oynamayı seçmiş.Kendi yazdığı masalın kendi yazdığı sonlarında bile mutlu olamıyormuş prens.Mutlu olmak istemediğini söylüyormuş hazırcevap peri kızları.Asıl cevabı herkes biliyormuş oysa:cinler,periler,iki başlı devler.Herkes biliyor ama kimse umursamıyormuş.Mutlu edilmek istiyormuş küçük prens,kendi yazmadığı bir masalın içinde.

20090609

Yazık

Ağlamadım ki sevdiğim,gözüme bişey kaçtı.

20090607

ondokuzuncu saat

a,b,c dediğin alfabe ama D'ye gelince değişiyor herşey.Harf inkılabı yaptım. 4 harfi alıp, gerisini attım.

20090605

...

Taklacı güvercindim,yere yakın takla atmaya bayılırdım.Öldüm.

20090602

İnziva

Üç gündür odamda dolanan serseri sineği öldüremeyecek kadar yalnızım.Radyoda bir şarkı çalıyor,açık kalp ameliyatı yapar gibi

...tut ki yüreğim acıktı,
tanrıma küstüm...

Şarkıyı dinlerken anladım.O da bana küsmüştü zaten.Tanrıyı utandıracak kadar aptaldım!

20090601

Haziran 2009

Sana en güzel sözlerimi söylemek istedim.Geveleyip durdum bu matbaada. Konuşmaya çalışan bir felçli,evi yanmış bir dilsiz gibi... Şimdi ise kelimeler yetmedi, yüreğim çıktı ağzımdan.

Kiraz ayı

saat iki,
ikide bir seni sayıklıyorum
yüreğimdeki yangın
iki gün üstüste seni görememek gibi...

yalnız mı yoksa yanlız mı?
doğru yazılışı hangisidir bilmiyorum
sensizim işte.
ayrıntıya girmiyorum.

Böyle uzayıp gidecekti işte şiirim.Oysa sen mutluydun,sen mutluyken ben susmalıydım. Susarak koşmalıydım,koşarak konuşmalı yalnız kendim duymalıydım.